Anadolu dağarında yaygın olan aksak ölçüler, eşit olmayan öbeklerden kurulur.
Bu ölçülere yeni başlayan bir kursiyer önce saymaya yönelir. Sayı tutar, ölçü doğru çıkar; ama ortaya çıkan akış makine gibi duyulur.
Asıl hedef öbek hissidir. Uzun öbek diğerlerinden ayrı bir ağırlık taşır ve bu ağırlık hissedilerek çalınır.
Bu hissi kurmanın en pratik yolu öbekleri ağızdan söylemektir; sayılar değil, öbeklerin uzunluğu söylenir.
İkinci adımda öbekler ayağa aktarılır. Bas davulun öbek başlarını üstlenmesi, ölçüyü saymaktan çıkarıp bedene bağlar.
Üçüncü adım aynı usulün farklı bölünmelerini denemektir; dokuz zamanlı bir usul birkaç ayrı biçimde öbeklenebilir.
Tempo düşük tutulur. Aksak ölçüde acele edilen her ölçü, öbek duygusunu yeniden sayıma indirger.
Öbeklerin uzunluğu değiştikçe kalıp da yeniden kurulur; ezberlenmiş tek bir kalıp bütün aksaklara uymaz.
Dağarla birlikte çalışmak en hızlı yoldur. Usul, soyut bir alıştırma olarak değil, o usulle çalınan gerçek bir ezgiyle öğrenildiğinde yerleşir.
Vurgu yerleri de öbeklere göre kurulur. Uzun öbeğin başındaki vuruş doğal olarak ağırlık taşır; bu ağırlık bas davula verildiğinde ölçü kendiliğinden duyulur.
Derslerimizde aksak usuller öbek hissiyle ve dağar üzerinden çalışılır.